bursa travestileri travesti

Mutsuzluğu terk etmek

bilgem

Mutsuz olmak oldukça kolaydır cesareti olmayan tüm korkaklar mutsuz olmayı becerebilirler asıl öğrenilmesi gereken mutlu olmaktır. İnsanlar mutsuz olmak için o kadar çok yatırım yaparlar ki mutlu olmak akıllarından bile geçmez. Mutlu olmak cesaret işidir cesaretin varsa mutsuzluğun getirdiği tüm sorumluluklardan kurtulup, mutluluğa tek başına adım atabilirsin. Herkes mutlu olmak ister,” diye düşünürüz. Bu, kesinlikle yanlıştır. Herkes bunu söylemesine rağmen, çok az insan mutlu olmak ister. Çok az insan mutlu olmaya hazırdır… İnsanlar mutsuzluğa o kadar çok yatırım yapmıştır ki, mutsuz olmaya bayılırlar; aslında onlar mutsuz olmaktan mutludur. Anlaşılması gereken çok şey var. Aksi halde mutsuzluğun boyunduruğundan kurtulmak çok zor olur. İlk olarak, kimse seni orada tutmuyor; mutsuzluk zindanında kalmaya devam etmek sadece senin kararındır, kimse kimseyi tutmaz. Oradan çıkmaya hazır olan kişi, hemen şu anda oradan çıkabilir; başka kimse sorumlu değildir. Eğer biri mutsuzsa, sorumlusu kendisidir. Ama mutsuz insan, asla sorumluluğu kabul etmez. Sen önce mutlu olmak istiyor musun ona karar ver çünkü mutlu olmanın sorumluluğu ağırdır öncelikle senin mutsuzluğunla yanında olan insanları artık bir kenara atman onlarla görüşmemen gerekecek. Sonra ise sana imrendiği için dedikodunu yapan arkandan kuyunu kazan insanlarla boğuşacaksın. Mutlu olmayı herkes istemez işte bu yüzden mutsuzluğunu paylaşan çok olur ama mutluluğunu çekemeyenler seni tekrar mutsuz görmek için elinden geleni yapanlarla dolacak etrafın hazır mısın? Mutlu olduğunda herkesin kötü bakışlarına maruz kaldığını söyleyen Ayda ( Ankara travestileri ) seni çekemeyenler anten taksın diye çok kullanılan bir söz var. Benden sana nasihat boş ver kulak asma onlara sen mutlu olmayı herkesten çok hak ettin. Mutluluğa giden yolda kimseyi örnek alma. Seni mutlu eden şeyler başkasının umurunda olmayabilir kendin için doğru olanı yapmalısın. Eğer mutsuz olmayı bırakırsak, kendimizi çok yalnız hissederiz. En yakın dostumuzu kaybederiz; o bizim gölgemiz olmuştur, her yerde bizi izler. Yanında kimse olmadığı zaman bile, en azından mutsuzluğun vardır. İnsan onunla evlenmiştir ve bu çok, çok uzun bir evliliktir; birçok yaşam boyunca mutsuzluğunla evli kalmışsındır. Bugünden itibaren mutsuzluktan boşanmayı seç dul olmak o kadar da kötü değil ki sevgiler İclal.

 

 

Yalancılık sanatı

yalan

Yalan söylemeyi becerebilmek gerçek bir sanattır. Bazıları bu işi ustaca yapabilirler ve bu yalanları pek çok kişinin hayatını mutsuz etmek üzerine kurulmuştur. Yalancıların bu konuda çok fazla rant elde ettiğini de söylemeden geçemeyeceğim. Yalancılar insanın iliğini kemiğini sömürürler mesela Antalya travestilerinden Gül yalancı sevgilisi yüzünde elindeki her şeyi kaybetti. Kandırılmamak için yalan söyleyenleri nasıl anlayacağız peki yok mu bunun bir püf noktası diyenler için yazının içine bugün bu konuyu aldım. Okuyalım öğrenelim kimselere kanmayalım. Yalan söyleyen kişi göz temasından kaçınır, göz göze gelmemek için elinden geleni yapar. Yalan söyleyen ya da bir gerçeği saklayan kişi, ellerini ve kollarını daha az kullanır.Kendisine soru sorulduğunda elleri sımsıkı kapanıyorsa ya da avuçları aşağı dönükse bu yalanın ya da kandırmanın sinyalidir.Ellerini yüzüne ya da boynuna doğru götürüyor olabilir ama bedeniyle teması sadece bu kısımlarla sınırlı kalır.Verdiği cevap nedeniyle içinin rahat olduğunu göstermeye çalışan kişi belli belirsiz kaçamak bir şekilde omzunu silker.Kişinin el kol hareketleri ile söylediği sözler arasında zamanlama hatası vardır. Baş hareketleri mekaniktir. Şaşırmış, korkmuş ya da mutluymuş rolü yapıyorsa, yüzünde beliren ifade, ağız bölgesiyle sınırlı kalacaktır. Yalan söyleyen kişi ayakta dururken ya da otururken konuşma sırasında sırtını dik tutmaz. Kendisini itham eden insandan uzaklaşmak isteğiyle muhtemelen bakışlarını kapıya doğru çevirir. Konuştuğu insanla ya çok az fiziksel temas kurar ya da hiç kurmaz.İşaret parmağını ikna etmek istediği kişiye yöneltmez.Kendisini itham eden kişiyle arasına bir takım nesneler koyar.Bilinçaltından sızan gerçek duygular, düşünceler ve niyetler dil sürçmesi şeklinde ortaya çıkar.Karşısındaki kişi anlattığı hikayeye inanana kadar fazladan bilgi vermeye devam eder. Sorulara asla doğrudan cevap vermez, dolaylı olarak ima eder. Yalan söyleyen kişi, ‘ben, biz ve bizim’ gibi zamirleri ya çok az kullanır ya da hiç kullanmaz. Kullandığı kelimeler açık ve net olmayabilir.Sorulan soruya oranla aşırı bir tepki gösterir.Yalan söyleyen kişi, bütün sorularınıza cevap verebilir ama kendisi size soru sormaz.Yalancıları hikayesi o kadar sıra dışıdır ki sırf bu yüzden doğru olabileceğini düşünürsünüz tıpkı bir bilim kurgu filmi gibi sizi içine çeken bu yalanlarda kaybolur ve uzun süre kendinize gelemezsiniz. Umarım hiç birimiz bu kadar usta yalancılarla karşılaşmayız. Doğruluğun hakim olduğu bir dünya dileğiyle hoşça kalın sevgilerimle İclal.

 

 

Pozitif olumlama nasıl oluyor

pozitiflik

İnsanlar çoğu zaman hayatlarında olumsuzluklardan yola çıkarak bir değerlendirme yapma eğilimindedirler. Doğduğumuz andan itibaren yaşadığımız her olay bilinçaltımıza kayıt olur ve bundan sonra yaşayacaklarımız o kayıtlardan yola çıkarak değerlendirilir. Hep olumsuz şeyler yaşamış bir insan hayatında bundan sonra olacak şeylerin de olumsuz olacağını düşünür. Çünkü bilinçaltında olumsuzluk dışında çok da fazla bir kayıt yoktur. Ya hep olumsuz şeyler yaşamıştır ya da yaşadıklarının içindeki olumsuzlukları görmekte ustadır. Böyle olunca da hayat olumsuzluklar silsilesi haline gelmektedir. En ufak bir şey bile o kişide çok büyük bir olumsuzluğu canlandırmaya yeter. Her insan elbette hayatında olumsuzluklar yaşayacaktır. Her şey her zaman çok güzel olmayabilir ama bizim yapmamız gereken, “yaşadığımız olaylar içinde olumsuzluklar değil de acaba olumlu şeyler bulabilir miyim?” diye aramak olmalı. Tabii ki eğer olumsuz bir şey arıyorsan bulursun, her olay için bu geçerlidir, ama olumlu bir şey arıyorsan şayet emin ol onu da bulursun. Yeter ki sen hayatında olumlu şeyleri aramaya yönel. Olumlu düşünce hakkında kitap yazan bizden biri Marmaris travestilerinden Neşe bu konuda ikinci kitabı yazma hazırlığına girmiş çıksın ilk baskıdan mutlaka almak istiyorum. Eğer hissettiğiniz gibi olduğunuza inanıyorsanız, hayatınız gerçekten de düşüncelerinizden ve duygularınızdan filizlenir. Olumlamalar veya olumlu cümlelerin tekrar tekrar söylenmesi ruh halinizi çok daha yüksek seviyelere çıkarabilir. Düşüncelerimizi kelimelere dökerek ve daha sonra da niyete çevirerek istediğimiz şeylerin gerçek olmasını destekleyebiliriz. Olumlamalar kendini geliştirmenin kanıtlanmış bir yöntemidir çünkü beynimizin yeni bir şekilde çalışmasını sağlarlar ve insanların hayatını değiştirebilirler. Bilimsel kanıtlar da kendinle pozitif konuşmanın beyinde değişiklikler yarattığını doğrulamaktadır. En ilham verici olumlamalardan biri günlük olarak kendinize hayatınızda büyük şeyler başarabileceğinizi söylemektir. Tüm vizyonunuza ve hayallerinize odaklanın ve daha sonra bu vizyona duyguları ekleyin. Kendinize söyleyerek ve büyük şeyler başarabileceğinize inanarak bu durumu gerçeğe dönüştürebilirsiniz. Neşe sizin içinizden gelir, dışarıdan değil. Ayrıca uyanır uyanmaz başlar. Dolayısıyla sabah kalktığınızda bu olumlamayı tekrarlamayı alışkanlık haline getirin. Hayatımın Mimarı Benim, Temelini Ben Attım ve İçindekileri Ben Seçtim. Her gün uyandığınızda kendinize bu cümleyi söyleyin. Her yeni gün yeni bir başlangıç sunar ve etrafınızdakiler üzerinde bir etki bırakır. Bu günü istediğiniz şekilde kullanabilirsiniz çünkü hayatınızın mimarı sizsiniz. Eğer gününüze olumlu bir düşünceyle başlarsanız gününüzü mükemmele dönüştürebilirsiniz.Sevgiyle kalın İclal.

Çay hakkında bilinmeyenler

bilmedikleriniz çay deyip geçmeyiniz

çayın faydaları

Avrupa kültüründe Kahve tüketimi ne kadar çok ise, bizde de çay o kadar değerlidir. Sabah kahvaltılarında ve akşam yemeklerinden sonra en çok tükettiğimiz demleme çayının posası bile çok değerli. Kalan çayı değerlendirerek tasarruf yapmışta olacaksınız. Günümüzde para biriktirmek çok zorlaştı. Bunun gibi ufak tefek yöntemle ile 100’lerce TL tasarruf yapabilirsiniz. Sabah kahvaltıların olmazsa olmazı, tatlı sohbetlerin en sıcak arkadaşı, yorgunluğun ilacı çay olmazsa olmazımız. Benim gibi çay tiryakileri bu yazıyı mutlaka okusun eminim çayı daha çok sevecekler. Kimilerine göre gereksiz, kimilerine göre sağlıksız kimilerine göre ise vazgeçilmez olan çay aslında bilinenin aksine oldukça faydalı bir içecek. Tiryaki olduk dedirten çay için herkes bir şey söyler ancak biraz sonra çayın faydalarını okuduğunuzda tüm bu söylenenlere şaşırıp kalacaksınız. Öncelikle çayın depresyon ve sinir sistemine iyi geldiğini hepimiz biliriz. Çay içtiğimizde sakinleşir kendimize geliriz. Çay kanser riskini azaltır. Vücudun su ihtiyacını karşılar ve su dengesini korur. Hiç su içmeden bütün günü çay içerek geçiren Ankara ve İzmir’de yaşayan bir sürü tanıdığım travesti var demek ki çay içmek su içmenin yerini alıyormuş. Çay bilinenin aksine uykusuzluk yapmaz o sadece abartılan bir söz diye bakıyorum ben uykusu olana çayın zararı dokunmaz. Damar sertliğini giderir ve kan dolaşımını kolay hale getirir. Her insanda bulunan kanser yapan hücrelerin oluşumuna engel olur. Böbreklerin işlevini kolaylaştırır. Cildi güzelleştirir. Sindirim sisteminin çalışmasın yardımcı olur. Vücuttaki mineral dengesini koruyarak kemikleri güçlendirir. Kalp krizi riskini azaltır. İdrarı temizler. Ayrıca çay içen kişiler depresyondan uzak ve mutlu olurlar. Bildiğimiz Türk çayının yani siyah çayın tüm bu faydaları araştırılarak kanıtlanmıştır. Ancak bunun dışında da çayın posasının da faydalarının olduğunu bilmenizi istedim. Buzdolabınızdaki yiyecek kokularının birbirine karışmaması ve dolabın kokmaması için çay posasını kuruttuktan sonra bir kaseye koyup dolabın orta bölümüne yerleştirin. Ayaklarınız mı kokuyor, kalan çayı ve posasını ılık su dolu bir leğene koyu ayaklarınızı yaklaşık 10 dakika kadar bekletin. Ayak kokunuza veda edin. Antibiyotik görevi gören çay ile kesik gibi yaralarda iyileştirilebilir. Sağlıkla kalın sevgiler İclal.

Böbreklerimiz doğal süzgeç

Çay içerken bile içine posa girmesin diye süzgeç kullananlardansanız benim gibi bu süzme işine önem veriyorsunuz demektir.İnsanın süzgeci ise böbrekleridir.Böbrekleriniz, bir an için bile olsun durmaz, sürekli çalışır. Birçok insan, bu organların görevlerinin önemini küçümsemektedir ve farkında olmadan, sağlıksız bir yaşam tarzı güderek, böbreklerine zarar vermektedir. Ancak, sonunda, sorunlar ortaya çıkacaktır. Kreatinin seviyeleri yükselecek, böbrek fonksiyonlarını kaybedecekler ve kanın düzgün filtrasyonu yavaşlayacaktır. Artık yavaş yavaş kendinizi yorgun ve hasta hissetmeye başlarsınız. Ve eğer, şu an hayatınızın karmaşık olduğunu düşünüyorsanız, bir de diyalize bağlı olmak zorunda olduğunuzu hayal edin. Belki de halihazırda bu şekilde yaşamak zorunda olan birini tanıyorsunuz ve böbreklerinize iyi bakmanın önemini öğrendiniz. Böbreklerimizi korumak sanıldığı kadar zor ve imkansız değil. Böbrek rahatsızlığınız olduğunu anlamanın bazı yolları vardır.Örneğin bazı günler kendinizi daha yorgun hissedebilirsiniz veya bacaklarınızda şişkinlik olabilir. Bu durum tamamen normaldir; ancak eğer bu düzelmeyen bir durum haline gelirse veya bu duruma idrara çıkarken zorlanma veya acil idrara çıkma ihtiyacı da eşlik ederse, mutlaka bir doktora görünmelisiniz. Hatay ve Kayseri’de yaşayan çok sevdiğim iki travesti dostum maalesef haftada iki gün diyalize girmek zorundalar ve ne kadar zor olduğunu tahmin bile edemezsin diyorlar haklılar bir organın çalışmaması oldukça zor ve katlanılmaz bir durumdur. Eğer siz de bu belirtiler varsa lütfen önlem alın; Sürekli yorgunluk, Bacaklarda, özellikle de ayak bileklerinde şişkinlik, vücut genelinde kaşıntı, gerginlik,normalden daha fazla, sık sık idrara çıkma,İştahsızlık, kusma ve baş dönmesi,ellerde ve ayaklarda boşalma,Ani uyuma isteği,vücudun bazı kısımlarında koyu lekelerin oluşması. Halihazırda zencefili seviyorsanız, çok şanslısınız. Çünkü zencefil, enfeksiyon, ağrı, iltihaplanma gibi problemlerin çözümü için kullanılabilecek en ideal köklerdendir. Zencefil ayrıca, karaciğer ve böbrekleri arındırır ve güçlendirir. Karpuz: Bu meyve, böbrekler için iyileştiricidir ve adeta doğal bir ilaçtır. Neden? Çünkü her şeyden önce, bu meyve yüksek oranda su içerir, vücuttaki dokuları ve kan akışını arındırıcıdır. Unutmayın, karpuzu, taze iken yemeye özen göstermelisiniz. Nar Suyu: Sıkıştırıcı özellikleri sayesinde bu asidik meyve suyu, sağlıklı bir beslenme diyetinin olmazsa olmazıdır. Bunlar gibi daha pek çok besin böbrekleri temizlemekte kullanılır umarım sizde önlem alır ve bu kötü durumu yaşamak zorunda kalmazsınız sağlıklı günler İclal.

 

 

Semizotu

Semizotu, içeriğindeki yüksek lif sayesinde sindirim sistemi hastalıklarına da iyi gelir. Semizotunun içeriğindeki magnezyum, potasyum, C ve E vitaminlerinden dolayı halsizlik ve yorgunluğa iyi gelmektedir. Semizotunun en fazla omega 3 yağ asitleri içeren sebze olduğunu biliyor muydunuz? Aşırı sıcak havalarda yaşanan bitkinlikten kurtulmak için semizotu tüketimini tavsiye eden uzmanlar bu sebzenin birçok hastalıktan korunmada olumlu etki yaptığının altını çiziyorlar. Kalp-damar hastalıklarına karşı koruyucu özelliğinin yanı sıra; bağışıklık sistemini güçlendirme ve kansere karşı koruyucu olma özelliğine sahiptir. Ayrıca içeriğindeki yüksek lif sayesinde sindirim sistemi hastalıklarına da iyi gelir. Semizotunu farklı şekillerde tüketilebileceğini zaten hepimiz biliyoruz laf aramızda en güzel semizotu salatasını da Muğla, istanbul travestilerinin elinden yersiniz. Ne hikmet bilmem ama Egeliler sebze konusunda çok iyi aşçı olmuşlar verin bir demet ot size harika sofralar kursunlar. Çiğ şekilde salatasını yapabilir, söğüş olarak veya yoğurtla karıştırabilirsiniz. Çorbalarınıza ekleyebilirsiniz. Ayrıca zeytinyağlı veya kıymalı (veya beyaz etli) semizotu olarak da tüketebilirsiniz. Sıcaklarda görülen halsizliğin düşmanı semizotunun, içerdiği omega 3 yağ asitleri nedeniyle bol bol tüketilmesi öneriliyor. Semizotunu tükenmeden her şekilde tüketin. Semizotunun faydaları arasında ilk akla gelen vitamin ve mineral yönünden oldukça zengin bir sebze olması. Yine yapılan bilimsel çalışmalara göre yeterli miktarda omega 3 yağ asidi almak Alzheimer ve bunama gibi beyin fonksiyonlarında meydana gelen problemlerin ortaya çıkmasını önlüyor.Doktorunuzun tavsiyesi ile omega 3 takviyesi kullanmak bir seçenek olabilir ancak omega 3’ü tükettiğiniz gıdalardan almak istiyorsanız her hafta en az 3 öğün hamsi, lüfer, sardalye, ton balığı, uskumru veya somon yemelisiniz. Omega 3 bakımından zengin yemiş ve yağlar ise keten tohumu ve keten tohumu yağı, kanola yağı, soya fasulyesi yağı, zeytinyağı ve ceviz. Aşağı yukarı ıspanakla aynı miktarda demir, sütün yarısı kadar kalsiyum ve portakalın 1/3’ü kadar C vitamini içeren semizotu aynı zamanda çok düşük kalori oranıyla (100 gram semizotu 16 kalori içeriyor) kilo kontrolü/kilo verme için tüketilmesi önerilen sebzeler arasında yer alıyor. Bu aralar pazarlarda rahatlıkla semizotu bulabilirsiniz. Bulmuşken alın tüketin sağlıklı günler dilerim İclal.

Yediğini sindir

Özellikle öğle yemeklerini arkamızdan atlı kovalıyormuş gibi hızla tüketmeye zamana yetişmeye çalışıyoruz. Zaman sanki lehimize çalışıyor gibi yetişmeye çalışmak sadece midemize zarar veriyor. Hızlı yemek yemek sindirim sistemimizi olumsuz etkiliyor ve bir zaman sonra benden bu kadar diyecek. Öyleyse biraz yavaş dostum yetişecek bir yerin yok bırak yemek ağzında ezilsin midende erisin. Zamanla alışkanlığa dönüşen hızlı yeme, kolay kolay değiştirilemez ama kontrol edilmesi gereken bir durumdur. Zira yiyecekleri iyice çiğnemeden yutmak sindirim sistemine zarar verirken, kilo almaya da neden olur.Sindirim, yediğimiz tüm yiyeceklerin kana karışabilecek hale gelmesidir. En etkili mekanik sindirim yöntemi, çene, çene kasları ve dil yardımıyla yapılan çiğneme işlemiyle ağızda olur. Dil, tükürük salgısının da yardımıyla parçalanan besinlerin lokma halinde toplanmasına ve dişler arasına getirilmesine yardımcı olur. Yeterince parçalanan ve tükürükle yoğrulup lokma haline gelen besin, yutkunmanın ardından yemek borusuna, oradan da mideye gönderilir. Mide, sindirim kanalının en geniş bölümüdür. Mide salgılarıyla adeta boza haline gelen sindirilmiş besinlerin dolaşım sistemine aktarılması ince bağırsakta meydana gelir. Sıvı maddeler mideden çok çabuk ayrılır fakat katı maddeler çok daha uzun kalır. Midenin, içindeki katı maddelerin yarısını boşaltması için harcadığı yarım saatle bir saat arasıdır. Sofrada bu süre zarfında kalmaya dikkat edin sonra benden söylemesi ama temenni etmem hem kilo alırsınız hem de sağlığınız bozulur. Yemeği bir sanat yapar gibi tüketen izmir travestilerinden bir dostum bana bir öğüt vermişti hiç unutmam “dünyada en güzel şey yemek yeme nimetinin bize verilmiş olması öyleyse bu nimeti uzat.”Ben onun sözünü her zaman yerine getirdim. Umarım siz de bu nasihata kulak tıkamazsınız. Küçük parçalar büyük bir düzen içinde ve büyük parçalardan önce çıkar. Mideden en son çıkan maddeler lifler ya da bazı yapraklı sebzelerdir. İyi çiğnemenin sindirime yararı çok fazladır. Yüksek oranda yağ içeren bir yiyecek mideden çok daha geç çıkar. Mide bu karışımı yavaş yavaş ince bağırsağa aktarırken, yiyeceklerin bedenimiz tarafından sindirimi de başlamış olur. Sindirim sisteminden dolaşım sistemine katılan, buradan da hücrelere geçen besin molekülleri oksijenle yanarak enerjiyi açığa çıkarır. Elde edilen bu enerjiyle de insan yaşamını devam ettirir. Midenize isyan değil bayram ettirin. Sevgiler saygılar takipçilerim kendinize iyi bakın İclal.

Estetik sorun olmasın

Yılların sizi ne kadar etkilediği, sizin kendinize nasıl baktığınız ile çok bağlantılı. Hem genel sağlımızı, hem de estetik görünümümüzü korumak bizim elimizde. Gerekli olan şey vücudumuzu iyi tanımaktır. Zayıf halkalarımızı tespit etmek ve bunlarla doğru bir strateji çerçevesinde mücadele etmek gerekiyor. Peki bu yaşlanma etkilerinden kurtulmak için neler yapmalıyız. Alnınızda, göz çevrenizde erken yaşta kırışıklıklar gelişebilir, burdaki en büyük silahınız botoks, tabii doğru uygulanması kaydıyla. Zira botoks yaptırdığı en belli olan kişiler de yine aynı kişiler. Botoks yaptıran travesti bireylerden sonuçlarla ilgili yorumlar bekliyorum. Cildi çok açık renk olanlar dikkat; Bu cilt tipi güneş ışınlarındaki ultraviyoleye karşı daha korunmasızdır. UVA cildi yaşlandırıp, kırıştırırken, UVB cildi cilt kanserlerine yol açar. Bu kişilerin kendilerini güneşten etkili şekilde korumaları, solaryuma girmemeleri gerekir. Cildi koyu renk olanlar. Bu kişiler yüzde leke oluşumuna çok yatkın olabilirler, özellikle yüzde şişmeye yol açan bir olay yaşanmışsa (kaza, ameliyat gibi) veya cildi soyucu tedaviler kullanılmışsa leke oluşumu neredeyse kaçınılmazdır. Bu gibi durumlarda hem UVA hem de UVB filtreli güneş koruyucuları uzun süre kullanmak gerekir. Teni oldukça koyu olan Bodrum,muğla, Antalya travestileri sürekli güneşe maruz kaldıklarından solaryum ihtiyaçları da pek olmuyor. Yüzde yumuşak dokuları eriyerek yaşlananlar. Genelde kuzey Avrupa ırklarında görülen bu duruma Türkiye’de de rastlamak mümkün. Şakaklarda çökme, üst göz kapağı bölgesinde ve elmacık kemiklerinin altında çukurlaşma, ağız çevresi ve dudaklarda incelip pörsüme şeklinde ilerleyen bu genetik yaşlanma modelinde kilo değişimlerinden kaçınmak gerekir. Erime bulguları başlayınca da dolgularla vakit kaybetmek yerine tercihan kök hücre destekli yağ enjeksiyonları daha faydalı olabilir. Göğüsler sadece meme bezi ve yağdan oluşur, bunları yerinde tutan tek şey ise cildin elastikiyetidir. spor yaparak, göğüs kaslarını çalıştırarak memeleri toplamak mümkün değildir. Yerçekimi büyük göğüslere daha fazla etki eder. Bu kişilerin göğüslerini sütyenle desteklemeleri, spor yaparken sallanmayı azaltacak bustiyerler giymeleri, kilo ve gebelik konusunda dikkatli olmaları gerekir. Estetikli olmaktan korkmayın siz nasıl mutlu olacaksınız en doğru karar odur. Sevgilerimle travesti İclal.

Bir bakışla not vermek

Bir kişiyi ilk gördüğünüzde edindiğiniz anlık izlenime ‘halo etkisi’ deniyor. İlk izlenim her zaman önemlidir. İş görüşmelerinde de. Belki de kapıdan girdiğimiz ilk anda, o birkaç saniyede insan kaynakları uzmanları bizimle ilgili kararlarını veriyor. Daha sonraki yargıların temelini oluşturmasına da ‘halo etkisi’ deniyor. Yani karşınızda bu etkinin altında kalan bir İK’cı varsa en başta etkilediniz, etkilediniz. Yoksa işiniz zor. Normal hayatta da bu biraz böyle işliyor. Bir insanı ilk gördüğünüz anı düşünün kolay kolay ilk izlenimin bıraktığı etkileri silemiyorsunuz. Bir insanın sahip olduğu olumlu ya da olumsuz özelliklerinin, onunla ilgili genel bir yargının oluşmasına ve diğer özelliklerinin de bu çerçevede değerlendirilmesine halo etkisi deniyor. Jest, mimik, beden hareketi veya bedene yansıyan psikolojik durumlar insanlarda ilk izlenimlerin oluşmasına yardımcı oluyor. Bir kişiyi ilk gördüğünüzde edindiğiniz anlık izlenim, o kişiyi değerlendirmemizde daha sonraki yargıların temelini oluşturuyor. İşte bu duruma, psikolojide kısaca halo etkisi deniyor. Ben travesti bireylere bu halo etkisi için koyduğum adı söyleyeyim mi? Hoca Nasrettin etkisi. Neden mi? Çünkü aklıma hep insanın ilk bakışta dış görünüşe göre yargılanması olarak bakıyorum olaya bir yerde bunun adına ilk izlenim de denilebilir. Aslında hiç kimse için böyle önyargıyla hareket etmemiz gerekir. Önyargılı davranış olumlu ya da olumsuz olsun kolaylıkla değişmez. O insan ağzıyla kuş tutsa olumsuz bir imajı yıkmayı başaramaz. Bununla ilgili gerçek bir hikaye aktarayım sizlere Daha önce İzmir’de yaşayan şimdilerde istanbul travestilerinden olan biri çok yakışıklı ve bakımlı bir erkekle tanışıyor adam ilk başlarda oldukça olgun ve anlayışlıymış gibi davranarak bizim kıza kendi hakkında olumlu bir imaj oluşturmayı başarıyor. Ama sonrasında ilişki biraz ilerleyince ilk izlenimdeki özelliklerin hiç birine sahip olmadığı ortaya çıkıyor. Bazen öngörülerimiz doğru çıksa bile çoğunlukla yanılırız. Bu gayet normal bir insan davranışı ve hepimizin başına geliyor. Önemli olan iyice tanımadığımız kişilerle diyalog kurarken hem temkinli olmamız gerektiğidir. Sakın hata yaptığınız için kendinize kızmayın dedim ya insanlık hali biz maalesef duygularımızı mantığımızın önüne geçirmekte çok başarılıyız. Önce mantık sonra duygu kuralını kafamızda oturtturmamız şart unutmayın. Sevgilerimle travesti iclal.

Kadınsan değerlisin

Kadınlar anlaşılmak için değil yaşanmak içindir. Yaşanacak kadın bulduysanız, anlamak için vakit kaybetmeyin. Kadın saçı uzun aklı kısa olan insan değildir. Kadın, dişiliğiyle daha doğrusu kadınlığıyla her şeyi aynı anda yapabilen, evirip çeviren, yeri geldiğinde idare eden, isterse barışı sağlayabilen varlıktır. Kadın, sadece çocuk veren değil iyi bir neslin yetişmesi için çocuk yetiştiren öğretmendir.

Kadın konuşursa dili uzun, konuşmazsa terbiyelidir. Severse dövülür, karşı çıkarsa öldürülür. Kadınlar, güçlü varlıklar olduğu için öldürülürler. Gücü yok edip zayıflığı hakim etmek ister kendini adam sanan erkekler. Kadın, buna rağmen sabreder, direnir her şeye rağmen. İşte bu yüzden kadını anlamak ve kadını çözmek çok zor. En doğrusu kadın olmak zordur. Dikkat ettiniz mi hiç diş kuşlar yuvayı yapar ve erkek gelir yuvaya çöreklenir dişi kuş yavrusuna bakarken erkek kuş oralı bile olmaz. İnsanların da bu dişi ve erkek kuştan farkı yoktur. Kadın bacak arasından ibaret görülürse baştan insanlık kaybetmiştir.

Güçlü kadınlar vardır, her işlerini kendileri halletmeye çalışan. Anne ve babaları tarafından böyle yetiştirilen her şeyi tek başına yapabilen cesur kadınlar.  Onlar kendi paralarını kendileri kazanmak isterler. Evdeki tüm tamirat, tadilat işlerinden anlarlar. Bir tane de benim yakınımda var bu kadınlardan İstanbul travestilerinden Aşkın yani travesti İclal’in kadın gibi kadın ev arkadaşı can dostu, bir tanesi.

Geçen gün bir televizyon kanalında tesadüfen bir şarkı yarışması programına rastladım. Dikkatimi ilk çeken ve izlememe sebep olansa bir kadının gözlerini yerden kaldırmadan hüzünle söylediği şarkının sözleri ve sesinin güzelliğiydi. Bakışlarındaki hüzün, gerek söylediği şarkıya, gerek ise vücut diline öylesine garip yansıyordu ki. Sesi, kabul edilen normların biraz üstünde, sahnedeki duruşu oldukça profesyonel görünüyordu. Meğer yıllarca pavyonlarda çalışmış, şarkılar söylemiş. Bu bilgiyi şarkısı bittikten sonra açıklaması sayesinde öğrendim. Jüri üyelerinin alaycı ve küçümseyen sorularına verdiği cevaplar, düşündüren ve insanın tüylerini ürpermeye zorlayan türdendi. Oysa o kadar değerliydi ki o kadın benim gözümde ekmeğinin peşinde dürüst ve namusuyla çalıştığı her halinden belli oluyordu. Her insanın aynalara göstermediği bir yüzü ve kimseye söylemediği bir hüznü vardır. Ben aynadaki kadının iç dünyasını gördüm o akşam ve dedim ki dünyada bu kadından daha değerli bir canlı olamaz. Kadınsan değerlisin unutma. Hoşcakalın.

gercek travesti sitesi.travesti siteleri Haber, travesti makale sitesi, her türlü güncel makaleleri bu sitede bulabilirsiniz.