bursa travestileri travesti

Para Korkusu

para

Para korkusu mu olurmuş demeyin oluyor çok para kazanınca dertlerinin artacağını düşünenler var onlar zengin olmaktan korkuyorlar. Aslında bu dünyada zenginlik de başa bela bir durum sayılabilir. Çok parası olanın gerçek dostlar yerine etraflarında dalkavuklar türüyor.

Biz halk olarak zengin olmaktan korkuyoruz. Bunu kendimize birçoğumuz itiraf edebiliyordur sanırım. Zengin olunduğunda veya para geldiğinde, sanki kötü bir şeyler olacakmış hissi duymamız bizim ortak noktalarımızdan biri. Paranın, hayatta güvencemizi sağlayacak bir araç olduğunu unutmayalım. Evet para değerlidir, ama bir amaç olarak değil araç olarak. Bu araç işi benim fikrim değil baştan söyleyeyim Aslı ( Bursa travestileri ) öyle düşünüyorum bu konuda onunla çelişiyorum. Haliyle toprak ananın bereketini ve bolluğunu sevgiyle kucaklayalım. Para, bir isteğimizi elde etmek için oldukça kullanışlı bir araçtır ve yaşamımız için bunu kullanmamak pek mantıklı değildir. Size bir sır vereyim, zengin olduğunuzda da huzurlu ve mutlu olabilirsiniz, hem de eskisinden daha çok. Bu işin tek önemli noktası; Parayı amaç haline getirdiğiniz anda işler sarpa sarar ve o zaman mutsuzluk getirir, diğer bütün araçlar gibi. Mesela ruhsal yolda amacınız sadece bir takım mucizevî güçler elde etmekse, yine hayal kırıklığına uğrayacaksınızdır çünkü amacınız tekâmül etmek, bu tür fenomenler de bu yoldaki araçlardır. Hayattaki asıl amacımıza götüren araçları amaç haline getirdiğimiz anda, yolumuz tıkanır ve işte o zaman korkularla, endişeler başlar. Bu da bize mutsuzluğu ve sorunları çeker. Korkulardan kurtulmak için düşünce değiştirme yöntemi uygulayabiliriz. Korku anlarında kullanılabilecek en iyi yöntemlerden biridir. Oldukça basittir; Çok güçlü ve güzel bir anınızı ya da çok sevdiğiniz bir kişiyi bulun. Ve o kişiye ya da anıya odaklanın. İçinizdeki korkuya nazaran, ruhunuzu bu güzel anının huzuru ve kişiye olan sevginiz ile doldurun. Korkulu düşünceler dağılacak yerine huzur alacaktır. Kötü düşünceleri iyi düşünceler ve anılarla yer değiştirin. En iyi yöntem cesaret etmek ve korkuların üzerine gitmektir. Ne kadar klasik olsa da, en etkili yöntemlerden biridir. Korkuların bizi kısıtlamasına izin vermemek ve bunun ipini kendi elimize almamız oldukça önemli. Hatta korkularınıza kıza bilir, onlara meydan okuyabilirsiniz emin ol bu meydan okumadan siz galip çıkacaksınız. Korkuları bırakın zengin olmaya bakın para her kapıyı açmaz diyenler yanılıyor para her kapıyı açıyor hem de sonuna kadar güzellikler sizin olsun İclal.

 

Keşke dememek için

İnsanlar ölmeden önce nelere pişman olarak son nefeslerini veriyor bilmek ister misiniz? Bilim adamların ölüm döşeğindeki hastalarla yaptığı bir deneyin sonuçları ortaya çıktı ve işin açıkçası ben çok şaşırmadım çünkü hepimizin pişmanlıkları hemen hemen tıpatıp aynı. Bilim adamları ölüm yatağında insanların en çok pişmanlık duyduğu şeyin diğer insanlarla ilişkilerindeki ihmalkarlık olduğunu ileri sürdü. İnsanların ölümlü olduğu gerçeğiyle yüz yüze geldiklerinde çok önemli değişimler geçirdiğini belirten uzmanlar ölmek üzere olan hastaların inkar, korku, öfke, pişmanlık ve sonunda kabullenme gibi aşamalardan geçtiğini de söylüyorlar. Hastalarına en çok ne için pişmanlık duyduğunu soran uzmanlar, aldığı yanıtların temelde benzer olduğunu ve beş başlık altında toplandıklarını keşfetti: “Keşke kendime daha çok mutlu olmak için izin verseydim.” Çoğu insanın mutluluğun aslında bir seçim olduğunu ölüm anı gelene dek fark etmediğini söyleyen uzmanlar, insanların rahat yaşamak uğruna eski alışkanlıklarına sıkı sıkıya bağlı kaldığını belirtti. Alışkanlıklarından vazgeçmek istemeyen insanların değişme korkusu yaşadığını ve daha fazla mutlu olma şansını kendi kendilerine yok ettiğini belirten uzmanlar, ölüm yatağındaki hastalarının “Keşke daha çok gülseydim, keşke aptalca şeyler yapmaktan bu kadar korkmasaydım” diyerek pişmanlıklarını dile getirdiğini sözlerine ekliyorlar. Keşke başkalarının benden beklediği hayatı sürmek yerine düşlerimi gerçekleştirme cesaretim olsaydı. İnsanlar, yaşamlarının sona erdiğinin farkına varıp geriye döndüklerinde düşledikleri şeylerin çok büyük bir kısmını gerçekleştirmediklerini görüyor ve pişman oluyor. Keşke bu kadar çok çalışmasaydım. Hayatından keşkeleri çıkarmaya karar veren Ayda ( Adana travestileri ) iyi ki diyebileceği pek çok ile imza atmaya başlamış mesela iyi ki artık daha fazla gülüyorum, iyi ki artık beni yoran üzen insanları hayatımdan çıkardım diyormuş. Ben de kendimce iyi kilerimi arttırma yolları arıyorum. . İnsanların kendi yaşamlarına çok fazla odaklanıp arkadaşlarıyla ilişkilerini yitirdiğini ancak ölüm yatağında fark ettiğini biliyor muydunuz?  Ölmekte olan insanların en çok eski arkadaşlarını özlediğini de bilin o zaman eski arkadaşlarınıza ara sıra görüşme şansı tanıyın bu ruhunuza iyi gelecek. En azından bunu yapabilirim, kendim için sonradan pişman olmamak için ne gerekiyorsa yapmak istiyorum. Siz de bu yazıyı okuduysanız pişman ölmemek için çalışın. Sevgiyle kalın İclal.

Aceleye yer verme

acele1

Hayat acele ederek yaşanmaz zamana ve mekana yaymak lazım. Koşturmadan dinlenerek yeterince düşünerek yaşamalısın. Güne harika bir gün olduğu beklentisiyle başla, duygu, düşünce ve hareketlerini bu şekilde düzenle. Benim her şeyi tam ve eksiksiz yapacak zamanım var. Ben başarılı olduğumu biliyorum ve kabul ediyorum, ben yaratıcı yeteneklerimi kullanarak her şeyin üstesinden kolaylıkla geliyorum. Kendime de keyifli neşe içinde geçirecek bol bol zaman ayırıyorum diyerek. Hep bardağın dolu tarafını seçerek yaşa. Eğer bunu yapabilirsen tüm beklediklerini zahmetsizce eşzamanlarla kendine çekeceksin ve böylece hayatın ne kadar hoş zahmetsiz ve güzel olduğunun farkına varacaksın. Sonradan da ben bunun böyle olacağını biliyordum zaten diyerek. Bu defa da Gülerek bilgiçlik taslayacaksın. Ben daima seninleyim. Ne kadar küçük olursa olsun ilk adımı isteyerek at. İyileşmeyi ve öğrenmeyi tüm içtenliğinle iste, mucizeler mutlaka gerçekleşecektir. Çok beğendiğim bir söz var Balıkesir travestilerinden bir dostumdan alıntı yapacağım.Mucize dediğiniz öyle koşarken çıkmaz insanın karşısına ya durup bekleyeceksin hayatı ya da sindirerek zamana yayarak yaşayacaksın. Zaman sen ne yaparsan yap geçecek ama önemli olan güzel geçmesi çünkü bu dünyaya bir kere geliyoruz tekrarı yok. Bakıyorsunuz herkesin acelesi var sen de düzene uyuyorsun oysa senin ne acelen var ki yaşamak sana bir kez sunulmuşken sindirmek daha doğru olacakken koştun da nereye yetiştin bu güne kadar ve en önemli soru acele işe şeytan karışır derler duymadın mı? Bir İrlanda atasözünde diyor ki:”tanrı zamanı yarattı, insanlar da telaşı.”Hayatında her ne olursa olsun hiç acele etmene gerek yok. Acele etmek yaşamı kaçırmaktır. Senin gereken her şeyi yapmak için oldukça bol vaktin var. Acele etmeniz gereken şeyler de vardır elbette mesela sadaka vermekte acele edin, çünkü bela sadakayı geçemez. Böyle hayırlı işlerin haricinde acelecilik uygun değildir. Düşünerek hareket etmek ve hayırlı işlerde sebat göstermek gerekir. Tembellik, bir işi geciktirmek, sonraya bırakmak nasıl kötü ise, acele etmek de kötüdür. Bunun biri ifrat, diğeri tefrittir. Beş şey gelmeden önce beş şeyin kıymetini biliniz: Ölmeden önce hayatın kıymetini, hastalıktan önce sıhhatin kıymetini, dünyada ahireti kazanmanın kıymetini, ihtiyarlamadan gençliğin kıymetini, fakirlikten önce zenginliğin kıymetini. Zamanı istediğiniz gibi yaşayın sevgiler İclal.

Gülmenin önemi

gi

Gülmek insan sağlığına en iyi gelen ilaçlardan biridir.Dünya Sağlık Örgütü istatistiklerine göre, sağlıklı bir insan, normal olarak günde beş dakika kadar gülüyor. ABD de gülmek konusu ciddi bir şekilde incelenmektedir. Gülme uzmanları, günde en az otuz dakika gülmenin insan sağlığı için gerekli olduğu kanısına varmışlardır. Biraz abartılı olsa bile, gerçeklik payını kabul etmeliyiz. İlla kahkahalarla gülmekten bahsetmiyoruz ama isteyenler onu da yapabilir ya da yüzünden hiç eksik etmediği tebessümü ile gülen gözlerle bakan Aslı ( Ankara travestileri ) gibi sadece tebessüm de edebilirsiniz. Sessiz ya da kahkahayla gülmenin sonunda, zorunlu olarak soluk almak gerekir. Akciğer kapasitesi, tama yakın bir biçimde ve birkaç kez havayla dolar boşalır. Bu soluk alma biçiminin sağlıklı yaşam için, en az günde 30-40 kez kullanılması gerekir. Egzersiz yapıyormuş gibi bir durum oluşmasına hizmet eder. Gülme sırasında kalp atışları 120/dakika kadar artabilir. “Jogging” yapmış kadar faydalı olduğunu savunanlar vardır.  Gülerken yüz kasları da hareketlenir. Vücut kaslarından bazılarında kasılmalar, bazılarında gevşemeler olur. Bazı şiddetli gülmelerde, gözyaşı gelmesi gibi istem dışı olaylar gelişir. Katılırcasına gülen insanların idrarlarını kaçırdıkları da görülmektedir. Üzüldüğümüz zaman olduğu gibi sevindiğimiz zaman da, kahkahayla güldüğümüz zaman da, gözlerimizin yaşardığını hatta gözyaşı aktığını hepimiz biliriz. Gülme sırasında oluşan gözyaşında ve tükürük içinde bağışıklık sisteminin temel maddelerinden olan “ lizozim enzimi” salgılanmasının arttığı, mikroplarla savaşta çok önemli olan lenfositlerin olağan dışı arttığı saptanmıştır. Birçok hayvanın yaralarını yalayarak iyileştirmesi, tükürüklerindeki etki nedeniyledir. Duygularımızla da güleriz. Küçümseyici gülmelerin, kızgınlık, öfke sonucu “gergin” gülmelerin bir ucu duygularımıza uzanır. Bedenimiz gibi duygularımız da, bütünselliği olan, dört dörtlük gülmelerde hep bulunur. Duyguların yer almadığı “soğuk” gülmeler de söz konusu olabilir. Bedenin kendi kendine güldüğü durumlarda, duygunun olmadığını söyleyebiliriz. Belki akılla güldüğümüz kimi durumlarda da duyguların gülmede etkin olmayışını gözlemleyebiliriz. Gülmenin hası, aklın katkısının olduğu, aklın yargıladığı gülmelerdir. “Dünyaya baktım da güldüm aklımla.” Gülmek, akılla ilgili noetik bir davranış olarak, aklın bir olanağıdır. Akıl, gülmeyle görür, düşünür. “Düşündüm, düşündükçe anlamaya başladım, anladıkça gülmekten kendimi alamadım.” Gülmek, akla, aklın serüvenine duygu ve bedenin katılmasıyla gerçekleşiyor. Yani gülmek için akıl şart eh biz de akıllı insanlar olduğumuza göre hadi hep beraber gülelim bu dünyanın gelmişine geçmişine sevgiyle kalın İclal.

 

 

 

Mutsuzluğu terk etmek

bilgem

Mutsuz olmak oldukça kolaydır cesareti olmayan tüm korkaklar mutsuz olmayı becerebilirler asıl öğrenilmesi gereken mutlu olmaktır. İnsanlar mutsuz olmak için o kadar çok yatırım yaparlar ki mutlu olmak akıllarından bile geçmez. Mutlu olmak cesaret işidir cesaretin varsa mutsuzluğun getirdiği tüm sorumluluklardan kurtulup, mutluluğa tek başına adım atabilirsin. Herkes mutlu olmak ister,” diye düşünürüz. Bu, kesinlikle yanlıştır. Herkes bunu söylemesine rağmen, çok az insan mutlu olmak ister. Çok az insan mutlu olmaya hazırdır… İnsanlar mutsuzluğa o kadar çok yatırım yapmıştır ki, mutsuz olmaya bayılırlar; aslında onlar mutsuz olmaktan mutludur. Anlaşılması gereken çok şey var. Aksi halde mutsuzluğun boyunduruğundan kurtulmak çok zor olur. İlk olarak, kimse seni orada tutmuyor; mutsuzluk zindanında kalmaya devam etmek sadece senin kararındır, kimse kimseyi tutmaz. Oradan çıkmaya hazır olan kişi, hemen şu anda oradan çıkabilir; başka kimse sorumlu değildir. Eğer biri mutsuzsa, sorumlusu kendisidir. Ama mutsuz insan, asla sorumluluğu kabul etmez. Sen önce mutlu olmak istiyor musun ona karar ver çünkü mutlu olmanın sorumluluğu ağırdır öncelikle senin mutsuzluğunla yanında olan insanları artık bir kenara atman onlarla görüşmemen gerekecek. Sonra ise sana imrendiği için dedikodunu yapan arkandan kuyunu kazan insanlarla boğuşacaksın. Mutlu olmayı herkes istemez işte bu yüzden mutsuzluğunu paylaşan çok olur ama mutluluğunu çekemeyenler seni tekrar mutsuz görmek için elinden geleni yapanlarla dolacak etrafın hazır mısın? Mutlu olduğunda herkesin kötü bakışlarına maruz kaldığını söyleyen Ayda ( Ankara travestileri ) seni çekemeyenler anten taksın diye çok kullanılan bir söz var. Benden sana nasihat boş ver kulak asma onlara sen mutlu olmayı herkesten çok hak ettin. Mutluluğa giden yolda kimseyi örnek alma. Seni mutlu eden şeyler başkasının umurunda olmayabilir kendin için doğru olanı yapmalısın. Eğer mutsuz olmayı bırakırsak, kendimizi çok yalnız hissederiz. En yakın dostumuzu kaybederiz; o bizim gölgemiz olmuştur, her yerde bizi izler. Yanında kimse olmadığı zaman bile, en azından mutsuzluğun vardır. İnsan onunla evlenmiştir ve bu çok, çok uzun bir evliliktir; birçok yaşam boyunca mutsuzluğunla evli kalmışsındır. Bugünden itibaren mutsuzluktan boşanmayı seç dul olmak o kadar da kötü değil ki sevgiler İclal.

 

 

Yalancılık sanatı

yalan

Yalan söylemeyi becerebilmek gerçek bir sanattır. Bazıları bu işi ustaca yapabilirler ve bu yalanları pek çok kişinin hayatını mutsuz etmek üzerine kurulmuştur. Yalancıların bu konuda çok fazla rant elde ettiğini de söylemeden geçemeyeceğim. Yalancılar insanın iliğini kemiğini sömürürler mesela Antalya travestilerinden Gül yalancı sevgilisi yüzünde elindeki her şeyi kaybetti. Kandırılmamak için yalan söyleyenleri nasıl anlayacağız peki yok mu bunun bir püf noktası diyenler için yazının içine bugün bu konuyu aldım. Okuyalım öğrenelim kimselere kanmayalım. Yalan söyleyen kişi göz temasından kaçınır, göz göze gelmemek için elinden geleni yapar. Yalan söyleyen ya da bir gerçeği saklayan kişi, ellerini ve kollarını daha az kullanır.Kendisine soru sorulduğunda elleri sımsıkı kapanıyorsa ya da avuçları aşağı dönükse bu yalanın ya da kandırmanın sinyalidir.Ellerini yüzüne ya da boynuna doğru götürüyor olabilir ama bedeniyle teması sadece bu kısımlarla sınırlı kalır.Verdiği cevap nedeniyle içinin rahat olduğunu göstermeye çalışan kişi belli belirsiz kaçamak bir şekilde omzunu silker.Kişinin el kol hareketleri ile söylediği sözler arasında zamanlama hatası vardır. Baş hareketleri mekaniktir. Şaşırmış, korkmuş ya da mutluymuş rolü yapıyorsa, yüzünde beliren ifade, ağız bölgesiyle sınırlı kalacaktır. Yalan söyleyen kişi ayakta dururken ya da otururken konuşma sırasında sırtını dik tutmaz. Kendisini itham eden insandan uzaklaşmak isteğiyle muhtemelen bakışlarını kapıya doğru çevirir. Konuştuğu insanla ya çok az fiziksel temas kurar ya da hiç kurmaz.İşaret parmağını ikna etmek istediği kişiye yöneltmez.Kendisini itham eden kişiyle arasına bir takım nesneler koyar.Bilinçaltından sızan gerçek duygular, düşünceler ve niyetler dil sürçmesi şeklinde ortaya çıkar.Karşısındaki kişi anlattığı hikayeye inanana kadar fazladan bilgi vermeye devam eder. Sorulara asla doğrudan cevap vermez, dolaylı olarak ima eder. Yalan söyleyen kişi, ‘ben, biz ve bizim’ gibi zamirleri ya çok az kullanır ya da hiç kullanmaz. Kullandığı kelimeler açık ve net olmayabilir.Sorulan soruya oranla aşırı bir tepki gösterir.Yalan söyleyen kişi, bütün sorularınıza cevap verebilir ama kendisi size soru sormaz.Yalancıları hikayesi o kadar sıra dışıdır ki sırf bu yüzden doğru olabileceğini düşünürsünüz tıpkı bir bilim kurgu filmi gibi sizi içine çeken bu yalanlarda kaybolur ve uzun süre kendinize gelemezsiniz. Umarım hiç birimiz bu kadar usta yalancılarla karşılaşmayız. Doğruluğun hakim olduğu bir dünya dileğiyle hoşça kalın sevgilerimle İclal.

 

 

Pozitif olumlama nasıl oluyor

pozitiflik

İnsanlar çoğu zaman hayatlarında olumsuzluklardan yola çıkarak bir değerlendirme yapma eğilimindedirler. Doğduğumuz andan itibaren yaşadığımız her olay bilinçaltımıza kayıt olur ve bundan sonra yaşayacaklarımız o kayıtlardan yola çıkarak değerlendirilir. Hep olumsuz şeyler yaşamış bir insan hayatında bundan sonra olacak şeylerin de olumsuz olacağını düşünür. Çünkü bilinçaltında olumsuzluk dışında çok da fazla bir kayıt yoktur. Ya hep olumsuz şeyler yaşamıştır ya da yaşadıklarının içindeki olumsuzlukları görmekte ustadır. Böyle olunca da hayat olumsuzluklar silsilesi haline gelmektedir. En ufak bir şey bile o kişide çok büyük bir olumsuzluğu canlandırmaya yeter. Her insan elbette hayatında olumsuzluklar yaşayacaktır. Her şey her zaman çok güzel olmayabilir ama bizim yapmamız gereken, “yaşadığımız olaylar içinde olumsuzluklar değil de acaba olumlu şeyler bulabilir miyim?” diye aramak olmalı. Tabii ki eğer olumsuz bir şey arıyorsan bulursun, her olay için bu geçerlidir, ama olumlu bir şey arıyorsan şayet emin ol onu da bulursun. Yeter ki sen hayatında olumlu şeyleri aramaya yönel. Olumlu düşünce hakkında kitap yazan bizden biri Marmaris travestilerinden Neşe bu konuda ikinci kitabı yazma hazırlığına girmiş çıksın ilk baskıdan mutlaka almak istiyorum. Eğer hissettiğiniz gibi olduğunuza inanıyorsanız, hayatınız gerçekten de düşüncelerinizden ve duygularınızdan filizlenir. Olumlamalar veya olumlu cümlelerin tekrar tekrar söylenmesi ruh halinizi çok daha yüksek seviyelere çıkarabilir. Düşüncelerimizi kelimelere dökerek ve daha sonra da niyete çevirerek istediğimiz şeylerin gerçek olmasını destekleyebiliriz. Olumlamalar kendini geliştirmenin kanıtlanmış bir yöntemidir çünkü beynimizin yeni bir şekilde çalışmasını sağlarlar ve insanların hayatını değiştirebilirler. Bilimsel kanıtlar da kendinle pozitif konuşmanın beyinde değişiklikler yarattığını doğrulamaktadır. En ilham verici olumlamalardan biri günlük olarak kendinize hayatınızda büyük şeyler başarabileceğinizi söylemektir. Tüm vizyonunuza ve hayallerinize odaklanın ve daha sonra bu vizyona duyguları ekleyin. Kendinize söyleyerek ve büyük şeyler başarabileceğinize inanarak bu durumu gerçeğe dönüştürebilirsiniz. Neşe sizin içinizden gelir, dışarıdan değil. Ayrıca uyanır uyanmaz başlar. Dolayısıyla sabah kalktığınızda bu olumlamayı tekrarlamayı alışkanlık haline getirin. Hayatımın Mimarı Benim, Temelini Ben Attım ve İçindekileri Ben Seçtim. Her gün uyandığınızda kendinize bu cümleyi söyleyin. Her yeni gün yeni bir başlangıç sunar ve etrafınızdakiler üzerinde bir etki bırakır. Bu günü istediğiniz şekilde kullanabilirsiniz çünkü hayatınızın mimarı sizsiniz. Eğer gününüze olumlu bir düşünceyle başlarsanız gününüzü mükemmele dönüştürebilirsiniz.Sevgiyle kalın İclal.

Çay hakkında bilinmeyenler

bilmedikleriniz çay deyip geçmeyiniz

çayın faydaları

Avrupa kültüründe Kahve tüketimi ne kadar çok ise, bizde de çay o kadar değerlidir. Sabah kahvaltılarında ve akşam yemeklerinden sonra en çok tükettiğimiz demleme çayının posası bile çok değerli. Kalan çayı değerlendirerek tasarruf yapmışta olacaksınız. Günümüzde para biriktirmek çok zorlaştı. Bunun gibi ufak tefek yöntemle ile 100’lerce TL tasarruf yapabilirsiniz. Sabah kahvaltıların olmazsa olmazı, tatlı sohbetlerin en sıcak arkadaşı, yorgunluğun ilacı çay olmazsa olmazımız. Benim gibi çay tiryakileri bu yazıyı mutlaka okusun eminim çayı daha çok sevecekler. Kimilerine göre gereksiz, kimilerine göre sağlıksız kimilerine göre ise vazgeçilmez olan çay aslında bilinenin aksine oldukça faydalı bir içecek. Tiryaki olduk dedirten çay için herkes bir şey söyler ancak biraz sonra çayın faydalarını okuduğunuzda tüm bu söylenenlere şaşırıp kalacaksınız. Öncelikle çayın depresyon ve sinir sistemine iyi geldiğini hepimiz biliriz. Çay içtiğimizde sakinleşir kendimize geliriz. Çay kanser riskini azaltır. Vücudun su ihtiyacını karşılar ve su dengesini korur. Hiç su içmeden bütün günü çay içerek geçiren Ankara ve İzmir’de yaşayan bir sürü tanıdığım travesti var demek ki çay içmek su içmenin yerini alıyormuş. Çay bilinenin aksine uykusuzluk yapmaz o sadece abartılan bir söz diye bakıyorum ben uykusu olana çayın zararı dokunmaz. Damar sertliğini giderir ve kan dolaşımını kolay hale getirir. Her insanda bulunan kanser yapan hücrelerin oluşumuna engel olur. Böbreklerin işlevini kolaylaştırır. Cildi güzelleştirir. Sindirim sisteminin çalışmasın yardımcı olur. Vücuttaki mineral dengesini koruyarak kemikleri güçlendirir. Kalp krizi riskini azaltır. İdrarı temizler. Ayrıca çay içen kişiler depresyondan uzak ve mutlu olurlar. Bildiğimiz Türk çayının yani siyah çayın tüm bu faydaları araştırılarak kanıtlanmıştır. Ancak bunun dışında da çayın posasının da faydalarının olduğunu bilmenizi istedim. Buzdolabınızdaki yiyecek kokularının birbirine karışmaması ve dolabın kokmaması için çay posasını kuruttuktan sonra bir kaseye koyup dolabın orta bölümüne yerleştirin. Ayaklarınız mı kokuyor, kalan çayı ve posasını ılık su dolu bir leğene koyu ayaklarınızı yaklaşık 10 dakika kadar bekletin. Ayak kokunuza veda edin. Antibiyotik görevi gören çay ile kesik gibi yaralarda iyileştirilebilir. Sağlıkla kalın sevgiler İclal.

Böbreklerimiz doğal süzgeç

Çay içerken bile içine posa girmesin diye süzgeç kullananlardansanız benim gibi bu süzme işine önem veriyorsunuz demektir.İnsanın süzgeci ise böbrekleridir.Böbrekleriniz, bir an için bile olsun durmaz, sürekli çalışır. Birçok insan, bu organların görevlerinin önemini küçümsemektedir ve farkında olmadan, sağlıksız bir yaşam tarzı güderek, böbreklerine zarar vermektedir. Ancak, sonunda, sorunlar ortaya çıkacaktır. Kreatinin seviyeleri yükselecek, böbrek fonksiyonlarını kaybedecekler ve kanın düzgün filtrasyonu yavaşlayacaktır. Artık yavaş yavaş kendinizi yorgun ve hasta hissetmeye başlarsınız. Ve eğer, şu an hayatınızın karmaşık olduğunu düşünüyorsanız, bir de diyalize bağlı olmak zorunda olduğunuzu hayal edin. Belki de halihazırda bu şekilde yaşamak zorunda olan birini tanıyorsunuz ve böbreklerinize iyi bakmanın önemini öğrendiniz. Böbreklerimizi korumak sanıldığı kadar zor ve imkansız değil. Böbrek rahatsızlığınız olduğunu anlamanın bazı yolları vardır.Örneğin bazı günler kendinizi daha yorgun hissedebilirsiniz veya bacaklarınızda şişkinlik olabilir. Bu durum tamamen normaldir; ancak eğer bu düzelmeyen bir durum haline gelirse veya bu duruma idrara çıkarken zorlanma veya acil idrara çıkma ihtiyacı da eşlik ederse, mutlaka bir doktora görünmelisiniz. Hatay ve Kayseri’de yaşayan çok sevdiğim iki travesti dostum maalesef haftada iki gün diyalize girmek zorundalar ve ne kadar zor olduğunu tahmin bile edemezsin diyorlar haklılar bir organın çalışmaması oldukça zor ve katlanılmaz bir durumdur. Eğer siz de bu belirtiler varsa lütfen önlem alın; Sürekli yorgunluk, Bacaklarda, özellikle de ayak bileklerinde şişkinlik, vücut genelinde kaşıntı, gerginlik,normalden daha fazla, sık sık idrara çıkma,İştahsızlık, kusma ve baş dönmesi,ellerde ve ayaklarda boşalma,Ani uyuma isteği,vücudun bazı kısımlarında koyu lekelerin oluşması. Halihazırda zencefili seviyorsanız, çok şanslısınız. Çünkü zencefil, enfeksiyon, ağrı, iltihaplanma gibi problemlerin çözümü için kullanılabilecek en ideal köklerdendir. Zencefil ayrıca, karaciğer ve böbrekleri arındırır ve güçlendirir. Karpuz: Bu meyve, böbrekler için iyileştiricidir ve adeta doğal bir ilaçtır. Neden? Çünkü her şeyden önce, bu meyve yüksek oranda su içerir, vücuttaki dokuları ve kan akışını arındırıcıdır. Unutmayın, karpuzu, taze iken yemeye özen göstermelisiniz. Nar Suyu: Sıkıştırıcı özellikleri sayesinde bu asidik meyve suyu, sağlıklı bir beslenme diyetinin olmazsa olmazıdır. Bunlar gibi daha pek çok besin böbrekleri temizlemekte kullanılır umarım sizde önlem alır ve bu kötü durumu yaşamak zorunda kalmazsınız sağlıklı günler İclal.

 

 

Semizotu

Semizotu, içeriğindeki yüksek lif sayesinde sindirim sistemi hastalıklarına da iyi gelir. Semizotunun içeriğindeki magnezyum, potasyum, C ve E vitaminlerinden dolayı halsizlik ve yorgunluğa iyi gelmektedir. Semizotunun en fazla omega 3 yağ asitleri içeren sebze olduğunu biliyor muydunuz? Aşırı sıcak havalarda yaşanan bitkinlikten kurtulmak için semizotu tüketimini tavsiye eden uzmanlar bu sebzenin birçok hastalıktan korunmada olumlu etki yaptığının altını çiziyorlar. Kalp-damar hastalıklarına karşı koruyucu özelliğinin yanı sıra; bağışıklık sistemini güçlendirme ve kansere karşı koruyucu olma özelliğine sahiptir. Ayrıca içeriğindeki yüksek lif sayesinde sindirim sistemi hastalıklarına da iyi gelir. Semizotunu farklı şekillerde tüketilebileceğini zaten hepimiz biliyoruz laf aramızda en güzel semizotu salatasını da Muğla, istanbul travestilerinin elinden yersiniz. Ne hikmet bilmem ama Egeliler sebze konusunda çok iyi aşçı olmuşlar verin bir demet ot size harika sofralar kursunlar. Çiğ şekilde salatasını yapabilir, söğüş olarak veya yoğurtla karıştırabilirsiniz. Çorbalarınıza ekleyebilirsiniz. Ayrıca zeytinyağlı veya kıymalı (veya beyaz etli) semizotu olarak da tüketebilirsiniz. Sıcaklarda görülen halsizliğin düşmanı semizotunun, içerdiği omega 3 yağ asitleri nedeniyle bol bol tüketilmesi öneriliyor. Semizotunu tükenmeden her şekilde tüketin. Semizotunun faydaları arasında ilk akla gelen vitamin ve mineral yönünden oldukça zengin bir sebze olması. Yine yapılan bilimsel çalışmalara göre yeterli miktarda omega 3 yağ asidi almak Alzheimer ve bunama gibi beyin fonksiyonlarında meydana gelen problemlerin ortaya çıkmasını önlüyor.Doktorunuzun tavsiyesi ile omega 3 takviyesi kullanmak bir seçenek olabilir ancak omega 3’ü tükettiğiniz gıdalardan almak istiyorsanız her hafta en az 3 öğün hamsi, lüfer, sardalye, ton balığı, uskumru veya somon yemelisiniz. Omega 3 bakımından zengin yemiş ve yağlar ise keten tohumu ve keten tohumu yağı, kanola yağı, soya fasulyesi yağı, zeytinyağı ve ceviz. Aşağı yukarı ıspanakla aynı miktarda demir, sütün yarısı kadar kalsiyum ve portakalın 1/3’ü kadar C vitamini içeren semizotu aynı zamanda çok düşük kalori oranıyla (100 gram semizotu 16 kalori içeriyor) kilo kontrolü/kilo verme için tüketilmesi önerilen sebzeler arasında yer alıyor. Bu aralar pazarlarda rahatlıkla semizotu bulabilirsiniz. Bulmuşken alın tüketin sağlıklı günler dilerim İclal.

gercek travesti sitesi.travesti siteleri Haber, travesti makale sitesi, her türlü güncel makaleleri bu sitede bulabilirsiniz.